Engellerin Farkındalığını Arttırmalıyız

03 Ara 2020 Perşembe 11:39


Farkındalık nedir? Çevremizde gelişen olay ve durumları bir türlü algılama biçimimiz mi, yoksa bu olguları içselleştirip buna uygun eylemler geliştirebilme becerimiz mi? 3 Aralık tarihi her yaklaştığında bu soruları kendimize tekrar tekrar sorup cevaplarını dürüstçe vermemiz gerekiyor. 3 Aralık Dünya Engelliler Günü engelli bireylerin sorunlarına dikkat çekmek ve onları daha iyi anlayabilmek amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen bir farkındalık günüdür. Ancak amacımız onları tek bir gün anmak, sosyal medya hesaplarımız üzerinden özlü sözler paylaşmak veya ne kadar duyarlı olduğumuzu göstermek olmamalıdır.

 Farkındalık sahibi birey olmak demek, farkındalık sahibi olmanın gerektirdiği sorumlulukları almak ve bu minvalde eylemlerde bulunabilmek demektir aynı zamanda. Bu yolun ilk adımı empati kurabilmekten geçer. Bir düşünelim, hızla akan hayatlarımızda kaçımız tekerlekli sandalye ile otobüse binmenin ve hatta kaldırımda ilerlemenin ne kadar zor olduğunu düşünüyoruz? Veyahut kaçımız zihinsel ve bilişsel bozukluk sahibi bireylerin ve ailelerinin gündelik hayatta yaşadığı dışlanmışlığın farkındayız? Her insan eşsiz ve değerlidir ancak kaçımız bu bireylere hak ettikleri değeri sağlayabiliyoruz? Yapmamız gereken şey çok basit aslında. İnsan olmanın en önemli bileşenlerinden biri olan vicdan sahibi olma yetisine sahip olsak bile bu bireylerin hayatında çok şey değiştirebiliriz. Yapacağımız en küçük eylem, onları anladığımızı gösteren bir aktivite, hayatlarına yapacağımız küçük dokunuşlar puzzle’ın kayıp parçasını bulmamızı sağlayabilir. Hepimiz bir bütünün parçalarıyız ve her birimizin parçaları iç içe geçmiş durumda. Bu noktadan bakıldığında birimiz bile bir kişinin elinden tutsak, hepimiz kalkınacağız. Toplumsal hayatın bizden beklediği de budur. Engeller, sadece biz onları engel olarak tanımlarsak engel olurlar. Bakış açımızı değiştirdiğimizde engelleri ortadan kaldıracak ve hep birlikte daha mutlu bir toplum olacağız. 


TAKVİMLERDEN 3 ARALIK

Soğuk bir kış gününde böylesine anlamlı bir günün varlığı, özel bireylerimizin kıymetini anlamak, toplum için farkındalığı artırmak adına içimizi ısıtacaktır. Her ne kadar 3 Aralık Dünya Engelliler Günü olarak belirlenmişse de özel bireylerimizi yalnızca bugün değil her gün görmeliyiz. Özel bireylerimizin bizlerden hiçbir farkının olmadığını, hepimizin türlü türlü engelle ansızın karşılaşabileceğini unutmamalıyız. Bu noktada farkındalık oluşması açısından, bu bireylerimizi nasıl daha iyi anlayabiliriz bir örnek üzerinden anlatmaya çalışalım.

 Beklenmedik bir anda bir araba kazası geçirip kolunuzu kaybettiğinizi ve o okulunuzu bir daha kullanamayacağınızı düşünün. Muhtemel ki ilk etapta bunu bir felaket olarak görecek, “Hayatıma bir kolum olmadan nasıl devam edebilirim?” diye sıkça sorgulayacaksınız. Tabii ki bu durum böyle sürmeyecek. İnsanoğlunun adaptasyon süreci oldukça yüksektir. Yeni durumlara kolayca alışabilir, hayatına kaldığı yerden devam edebilir. Şok etkisi geçecek ve bunun hayatı devam ettirebilmek için bir sorun olmadığını anlayıp, böyle de mutlu olmayı keşfedecektir. Hayal etmeye şöyle devam edelim; hayatın akışı devam ederken ilk kez yabancı bir ortama yeni bedeninizle girdiniz ve üzerinizde size acıyan bir sürü bakış gördünüz. Büyük olasılıkla çok incinecek, kendinizi değersiz hissedeceksiniz. Ne kadar rahatsız edici bir his değil mi insanların size acıyarak bakması?

Sizlere özel bireylerimizin toplumda bizler tarafından maruz kaldığı yalnızca ufacık bir örnekten bahsettik. Maalesef ki toplumumuz tarafından bu tarz durumlarla sıklıkla karşılaşıyorlar. Onlarla empati kurabilmeli, bu durumun ne kadar incitici bir tarafı olduğunu fark etmeliyiz. Engel yoktur, engeli yaratan insanlardır. Hepimizin birer özel birey adayı olabileceğini unutmadan yaşayıp daha duyarlı bireyler olmamız temennisiyle.


İSTANBUL RUMELİ ÜNİVERSİTESİ ENGELLİ ÖĞRENCİ BİRİMİ KOMİSYONU


Designneuro