Ortadoğu'da Kaos ve Türkiye'ye Etkileri

İstanbul Rumeli Üniversitesi tarafından 2017-2018 eğitim öğretim sürecinde gerçekleştirdiği akademik etkinlikler kapsamında Siyaset ve Liderlik Akademisi tarafından düzenlenen " 'Orta Doğu'da Kaos ve Türkiye'ye Etkileri" başlıklı konferansa katılan Güvenlik Uzmanı Yazar Abdullah Ağar Türkiye'nin aylardır sınır ötesinde yürüttüğü operasyonlarla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Akın Akkan Konferans Salonu'nda düzenlenen etkinliğin moderatörlüğünü Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Özmen yaptı. Konferansa Rektör Prof. Dr. Salih Aynural, çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Afrin’de terörle mücadelenin devam ettiğini belirten Abdullah Ağar, bölgede binlerce EYP ve GYP mayınının tuzaklandığını söyledi.

“TÜRKİYE’NİN İSTİKRARI İÇİN ÖNEMLİ”

Menbiç başta olmak üzere Fırat'ın doğusundaki bütün alanlardaki terörist varlığının etkisiz hale getirilmesinin Türkiye’nin istikrarı açısından önemli olduğuna vurgu yapan Ağar, “Örgütlerin ve bunun etkilemiş olduğu toplumsal tabanın onların etkisinden kurtarılarak meşru kabul edilebilir yapılar haline dönüştürülmesi Türkiye'nin geleceği ve coğrafyanın istikrarı açısından büyük değer taşıyor. Bütün bunlar belki yıllara yayılacak uzun soluklu bir çalışma. Bu pek çok diplomatik ve uluslararası hukuka, ilişkilere dayalı bir mücadele. Bunu yapmak zorundayız. Eğer yapmazsak orada ortaya çıkan oluşum Türkiye'nin geleceğini etkileyecek ve coğrafyaların parçalanmasına sebep olacak” diye konuştu.

“ARAP ÜLKELERİNİN ASKERLERİ KONUŞULUYOR”

Suriye'nin kuzeyi için Arap ülkelerinin askeri güçlerinin konuşulduğunu ifade eden Ağar, bunun terör örgütü PKK’nın himayesi açısından tehdit oluşturduğunu belirtti. Olası tabloyu Türkiye açısından değerlendiren Ağar, “Mısır ve Suudi Arabistan'ın Birleşik Arap Emirlikleri'nin askerlerinin Kuzey Suriye'de olması konuşuluyor. Dizaynın parametreleri bunlar. Bu durumda Türkiye için büyük bir tehdit var o da PKK'nın himaye edilmesi. ABD bunu Irak'ta denemişti. Onun benzeri bir proje şu an burada uygulanmaya çalışıldığını görüyoruz. Bir diğer tarafıyla da Irak'ta seçimler yapılacak. PKK güttüğü siyasi akımlar üzerinden Irak'taki meclise girmeye çalıştığını görüyoruz. Bunların hepsi hem coğrafya hem de Türkiye için büyük önem taşıyor” ifadelerini kullandı.

“TERÖRİSTLER CUDİ DAĞI’NIN 8 KATI BİR ALANDA”

Bölgenin terörden tamamen arındırılmasının yıllar alacağını söyleyen Ağar, Türkiye’nin Cudi Dağı’nda teröristlere karşı verdiği mücadeleye dikkat çekerek şunları söyledi: “Bizim terörle mücadeledeki sembol alanlarımızdan biri Cudi Dağı'dır. Burada 100 civarında zirve, onlarca köy vardır. Burası 300 kilometrekarelik bir alan. Biz sınır ötesinde bunun 8 katı bir alandan bahsediyoruz. Bölgenin temizlenmesi yıllarca sürebilir. PKK'nın bu bölgenin mayınlanma işini Rakka'dan gelen eğitilmiş IŞİD'li teröristlerle beraber bu bölgeyi mayınladıklarına dair çeşitli saha bilgileri de var. PKK ve IŞİD mayınlama, tuzaklama ve EYP konusunda çok üst seviyede. Bunu bize karşı kullanıyorlar. Bunun karşısında ise Mehmetçik'in üretmiş olduğu bilgi ve tecrübe var.”

“ÖSO’NUN ÖZERKLİĞİ ŞU AN İÇİN MÜMKÜN DEĞİL”

Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) bölgedeki durumuyla ilgili de değerlendirmede bulunan Ağar, ÖSO birliklerinin yüzde 65 ila 70 Sünni tabanlı Arap başta olmak üzere Türkmen ve Kürtleri temsil ettiğini anlattı. ‘Hiçbir savaş adil bir barış olmadan bitmez’ diyen Ağar, “ÖSO Suriye'deki demografik tabanlar içerisinde en güçlü oranı temsil ediyor. Bu yapının mutlaka iç savaş sonrasında yapılacak siyasi çözümde demografik anlamdaki oranı bir toprak alanına sahip olması gerekiyor. Ama bu şu an mümkün değil. Şu an tamamıyla en büyük hak mahrumiyetini yaşayanlar onlar. Çünkü yüzde 13 ile 15 arasında sıkışıp kaldılar. Fırat Kalkanı Bölgesi, Zeytin Dalı Harekatı Bölgesi ve İdlib. Bir de Güney'de bir iki yer var. Ellerinde kalan alanların ekonomik anlamda karşılığı yok. Bu fotoğraf düzelmeden ben Suriye meselesinin çözüleceğine inanmıyorum. Terörün ortadan kalkmasının tek bir yolu var bu da terörün var olmasına neden olan gerekçe ve koşulların ortadan kalkması. Suriye'de kalkmış değil çok daha derinleşmiş durumda. Düşmanlık tohumu genler yoluyla geleceğe aktarılıyor. Bugün sorun çözüldü desek en az 3 nesil boyunca bu problem yaşanmaya devam edecek” değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul Rumeli Üniversitesi’nin bu etkinliğine konuşmacı olarak katılmaktan büyük onur duyduğunu ifade eden Ağar, “ İstanbul Rumeli Üniversitesi, bu ve benzeri faaliyetlerle Türkiye'nin gelecek stratejilerinin belirlenmesinde gerek öğrencilerinin gerekse  Siyaset ve Liderlik Akademisi'ne dışarıdan katılan vatandaşlarımızın ufkunu açmaya devam ediyor.” diye konuştu.

11 Mayıs 2018